Bir Sürecin Bitişi, Yeni Bir Sürecin Başlangıcı

Bugün, bir sürecin bitişi ve yeni bir sürecin başlangıcı. 2 yıl önce başlayan ilaç tedavim dün itibariyle tamamlandı. Bugün, herhangi bir anti-depresan ilacı kullanmadan geçirdiğim ilk gün (son 2 yıl içerisinde).

Beynim için ilaç kullanmayı bırakmak rahatsızlıkların büyük ölçüde iyileştiğini resmiyete döken bir eylem.

Fakat, iyileşme kavramı içerisinde bulunduğum ruh hallerine göre çok klişe geliyor. Yani, fiziksel belirtilerin ortadan kaybolmuş olması iyileştiğim anlamına geliyorsa -ki psikolojik sorunların dışavurumunun ortadan kaybolması iyileşme anlamına gelmemekte olduğunu birçok bilimsel ve bilimsel olmayan kaynak belirtmekte- 4 ay önce iyileştim diye net konuşabilirim. Çünkü, yaklaşık 1 yıl kadar uzun bir süre boyunca panik atak geçirmediğimi ve 4-5 ay kadar karşılaştığım diğer fiziksel dışavurumları yaşamadığımın bilincindeyim. Bu durum benim için sadece tedavilerin ve tedavi harici kendi başıma çabalarımın sonucudur, iyileşme değildir.

İlaç kullanmayı bırakmak benim için önem arz eden bir konuydu. Çünkü, herhangi bir kimyasal madde olmadan kendi başıma neler yapabildiğimi ve sürecin beni ne kadar değiştirdiğini ya da değiştirip değiştirmediğini görmek için bir süreç başlangıcıydı.

Tabii, bu süreç içerisinde aldığım kiloları yakabilmek ve fiziksel sağlığıma geri kavuşabilmek için de ilaçları bırakmam gerekiyordu.

Şu an nasıl hissediyorum?

Dünün aynısı. Mental olarak herhangi bir farklılık yok. Fakat, 2 yıl öncesiyle aynı mı? Kesinlikle değil, arada uçurum kadar fark var. Artık, gönül rahatlığıyla kendimi kandırmadan kararlı, iradeli ve güçlü hissettiğimi söyleyebilirim. Bunun yanında yalnızlık hissi ve benzeri diğer alışılagelmiş negatif hisler de elbette var. Ancak, bu hisler ve düşünceler, farkındalık kazandığımda yitip giden hisler ve benliğime hakim olamamaktalar. 

Şu an neler yapıyorum?

Çalışma zamanım ile dinleme zamanım tamamen birbirinden ayrı. Birbirine dahil olmaması için aralarına kalın çizgiler çekiyorum. Ara sıra meditasyon yapıp ruhumu dinliyor ve dinlendiriyorum. Kendimi iyi hissedebileceğim aktiviteleri yapmaya devam ediyorum. Kısacası normal yaşamıma pozitif veya nötr kalma kuralcıkları çerçevesinde geri döndüm diyebilirim.

Neler değişti?

Bakış açım tamamen değişti. Toplumdan kendimi ayrı tutma gibi bir zorlu bir eylemin içerisine artık girmiyorum, fakat, yine de çizgilerimin ardına kimsenin taşmasına müsade etmiyorum. 2 yıl önce “eğlenme” kavramını doyasıya yaşayamıyordum. Şu an keyif alma konusuna bakış açım değiştiği ve beynimin içerisindeki kesin kuralları yıkmayı başarabildiğim için herhangi bir an mutlu olabiliyor ve bunun farkına varabiliyorum. 

İlacı bırakmak neden uzun sürdü?

Kimyasal ilaçların insan vücuduna etkilerini az çok okumuş, duymuş veya görmüşsünüzdür. Anti-depresanlar vücudun komuta merkezi olan beyine etki etmektedir. Salgılanan hormon seviyelerini düzenlemektedir. Zaten vücudun sağladığı bir maddeye takviye yapıldığında, bir süre sonra vücudunuz daha az o maddeyi salgılamakta ve yerini takviyeye bırakmakta. Alınan ilaç miktarına ve dozuna göre de azaltma ve bırakma süreçleri ortaya çıkıyor.

Şöyle örnek sunabilirim; 3 doz içtiğin bir ilacı yarım doz düşürmek için 2 haftaya ihtiyacın var. Eğer aniden 1 doz veya daha fazla düşürürsen beyin panik moduna geçebilir ve normalde yaşayacağın yan etkileri 2-3 kat daha şiddetli yaşayabilirsin ve bu günlerce sürmekte. Bir süre sonra bunun yan etki olduğunu unutup, gerçekten anksiyete belirtileri olduğunu düşünmene sebep oluyor.

Tedaviye devam ediyor musun?

Hem hayır, hem evet. Artık, baş edebilecek kapasitedeyim ve ne yapmam gerektiğini iyi biliyorum. Sadece psikoterapi ve ilaç tedavisi görmüyor olacağım. Yeni süreç, biten sürecin yaması gibi bir şey olacak giyebilirim. Bol bol meditasyon, mümkün olduğunca iradeyi korumak için farkındalık çalışmaları ve fırsat bulabilirsem uzun bir süre ara vermeden spor yapmayı planlıyorum. 

Dipnot

Kimileri şaşırabilir; yaşadığım onca zorlu günlere rağmen ben bu rahatsızlığı yaşadığıma şükrediyorum. Yaşadığımı hissetmediğim onca ölü zaman yerine, yaşadığımı hissedebileceğim ve bunu nasıl daha iyi hale getirebileceğimi keşfedebileceğim onca zaman kazandım. Bir de böyle düşünün istedim 🙂

Dipnot 2

Hayatımda daha ciddi sağlık sorunu yaşayan insanlarla da karşılaştım. Ameliyat gerektiren, daha fazla fiziksel acı hissettiren veya bazıları ölümle sonuçlanabilecek ciddiyette rahatsızlıkları olan insanlarla da karşılaştım.

Bana şunu demeyi artık bırakmalılar; “anksiyete”, “panik atak”, “psikolojik sorunlar” basit birer rahatsızlıktan ibaret. Her rahatsızlığın kendine göre veya insana göre zorlukları var. Bu tamamen insanın fizyolojik, biyolojik ve psikolojik yapısına göre şekillenmekte. Daha ciddi bir rahatsızlık yaşamak veya daha ciddi bir rahatsızlık yaşamış birisiyle yaşamak ya da daha ciddi rahatsızlıkların olduğunun bilincinde olmak size bir ödül kazandırmayacağı gibi, bu sizin yorumlamanız gereken bir konu da değildir. Çevrenizde az etkiye sahip veya çok etkiye sahip herhangi bir rahatsızlığa sahip olan insanlara karşı saygılı olmakla yükümlüsünüz. Bu sizin toplum içerisinde ki en temel görevlerinizden birisidir.

Ek olarak, içerisinde bulunduğumuz yüzyıl içerisinde en yaygın hastalık/rahatsızlık olarak nitelendirilebilecek bir rahatsızlık hakkında kendi egonuzu tatmin etmek amacıyla ben olsaydım şöyle yapardım veya bu tip rahatsızlıklar benim için çocuk oyuncağı gibi gereksiz yorumlarda da bulunmanız, farkında olan insanlara göre çelişkiden başka bir şey değildir. 

Dipnot 3

Bana yardımcı olan, yakınlık uzaklık veya az çok belirtmeksizin herkese içten teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız!

Anksiyeteye Karşı İyi Gelen Şeyler

Google’da bu web sitesini bulmak için “anksiyeteye karşı” şeklinde bir arama terimi girdim ve karşıma Google’ın önerileri geldi. Bu kadar arama hacminin olduğuna göre; her üç insandan biri bu problemi yaşıyor, anksiyete bozukluğu yaşayan her üç insandan ikisi de rahatsızlığı hakkında internetten bilgi toplamaya ve kendini tedavi etmeye çalışıyor diye yorum yapmak hatalı olmaz diye düşünüyorum.

Fakat, hatalı olan eylemimiz; tedaviyi yoğun bir bilgi kirliliğin içerisinde arıyor olmamız ve genellikle reklam geliri elde etmek için bu rahatsızlığı kendisine konu alan web sitelerinde mucize arıyor olmamız.

Anksiyeteye Karşı İyi Gelen Şeyler

Öncelikle bu rahatsızlığı yaşamış ve son evresine gelmiş biri olarak söylemeliyim ki; bu rahatsızlık bir anti-biyotik tedavisi uygulanan diğer hastalıklar gibi değildir. X meyveyi yediğinizde veya Y eylemi gerçekleştirdiğinizde problemleriniz bir anda ortadan kaybolmayacaktır.

Elbette; beslenme düzeninizi düzeltmeniz, Continue reading “Anksiyeteye Karşı İyi Gelen Şeyler”

Altıncı Adım: Tedavi ve Takip

Altın adımdan sonra, altıncı adımdayız. Bu adım tedavi süreci ve takibin önemini kavramaktan oluşuyor. Bu arada, farkında biriysen, yazılarımın arasındaki süre farkını görmüşsündür. Bir süreliğine ben de kendimle yeniden ilgilenmem gerektiğinin farkına vardım, bu yüzden altıncı adımı yazmakta geciktim.

Tedavi süreci nedir ve ne kadar sürer?

Tedavi süreci kişinin hem fizyolojik hem psikolojik olarak iyileşmesi için gerekli olan zaman dilimidir. -Bir dakika, neden fizyolojik?- şeklinde aklınızda bir soru belirdi mi? Anksiyete bozukluğu ve panik atak ile ilgili tanımlamalardan bahsederken fizyolojik olarak rahatsızlıklardan da belirtmiştim. Titreme, çarpıntı gibi belirtiler. Yani psikolojik rahatsızlıklarımızın dışavurumlarını fizyolojik olarak tanımlamak, pek de yanlış olmaz? 

Continue reading “Altıncı Adım: Tedavi ve Takip”