21 Gün

21 günlük bir zaman dilimi; hayatımızda birçok şeyi değiştirmeye yeterli olabilen bir zaman dilimidir. Bu 21 günü nasıl değerlendirebileceğimiz hakkında bahsetmiştim

Neden 20 değil, neden 3 değil veya 57? Bunun hakkında maalesef ki, bilimsel olarak detaylı bilgim yok arkadaşım. Dilersen araştırabilir veya insan psikolojisi üzerine eğitim almış biriyle iletişime geçebilirsin. Ayrıca, eğer 1 günde birçok şeyi değiştirebiliyorsan bu senin başarın, can-ı gönülden seni tebrik ederim. Fakat objektif olmalısın, gerçekten 1 günde birçok şeyi değiştirebilecek ve kendine karşı dürüst olabilecek misin?

21 gün önce ilaçları bırakmıştım ve büyük bir yıkım etkisi yaratacağının bilincindeydim. Nihayetinde 21 gün geçti ve bu blogu hazırlamamdaki amacın arkasında kalmaya devam ediyorum. Bu süper! Nöronlarımın ilettiği verilerin içerisinde az da olsa irade kalmış demektir. 

21 gün içerisinde neler oldu?

Yaşanabilecek her sorunu kabul etmem gerekiyordu ve “X semptom, ilaçları almayı bıraktığım için gerçekleşti, Y semptom bununla alakalı değil” şeklinde analiz etmem gerekiyordu. 

İlk gün, herhangi bir problem olmadı. 

İkinci gün, ilaçların yoksunluk belirtilerinin tetiklendiği gün. Dikkat dağınıklığı ve artan agresif davranışlar yoğunluk gösterdi.

Dördüncü gün, baş dönmesi, bulanık görme, sürekli değişen ruh hali, denge problemi başladı.

Beşinci gün, hava sıcaklığının da etkisiyle; nefes alamıyormuş hissi ve ufak ufak çarpıntıların yaşandığı gün.

Altıncı gün, sanırım ben bununla yaşamaya mahkumum ama biraz daha kendime zaman tanımalıyım günü.

Yedinci gün, önceki günlerde yaşanan etkilerinin kademe kademe hafiflemeye başladığı gün.

Ondördüncü gün, panik atak: merhaba ben burdayım, beni unutma 🙂 

Onbeşinci gün, bir önceki gün yaşanan panik ataktan kaynaklanan tüm anksiyete belirtileri.

Onyedinci gün, belirtilerin tamamen kaybolmaya başlaması.

Yirminci gün, tekrar, nefes alamama problemi.

Yirmibirinci gün, nadiren ilaçların yoksunluk belirtileri.

Neler yaptım?

Umursamadım. Görmezden geldim. Ara sıra meditasyon yapıp, zihnimden geçen tüm düşünceleri sınıflandırıp öylece bıraktım. Kendimi her gün bir sonraki gün için motive ettim. Günlük yaşamıma devam ettim.

Dipnot(lar)

Her bir konuyu en basit şekliyle düşünüp yorumlamak gerekiyor. “Düşünme! Neden düşünüyorsun?” gibi harika bir öneri de bulunamam. Bu imkansız. En azından 21. yüzyılın şartlarında mümkün değil. Daha önce olmuş olabilir ancak binlerce yıldır uygulanan meditasyon ve benzeri terapiler bu zaman için uygun değiller, o zamana aitler. Kimileri kendi yaşadıklarını gizleyip, size “Düşünme!” gibi harika bir öneri de bulunabilir, bulunacaktır ve bulunmuştur. Ancak unutmayın, düşünceleri engelleyebilmenin bir yolu yok. Sadece çeşitli terapi teknikleriyle onların etkisini azaltabilir veya değişmesini sağlayabilirsiniz.

Gerçekleşen her bir eylemin, seçilen her bir yolun mutlaka bir sonucu var. Bu sonuçları da olduğu gibi kabullenmek ve nihai istenen sonuca ulaşana kadar zorluklarla mücadele etmeyi bırakmamak gerekiyor. Bu her zaman böyledir. Örneğin bisiklet sürmeyi ilk anda çözemeyebilir ve iki tekerlek üzerinde dengede durana kadar birçok kez düşebilirsiniz. Bir süre sonra, bisiklet sürerken, müzik de dinliyor olabilecek hale geleceksinizdir. 

Olumsuzluklardan uzaklaşmalısınız. Örneğin size kötü bir olay anlatılıyorsa veya sizden yardım/fikir isteniyorsa, bundan bir süre uzak kalmalısınız. Başka bir problemi çözerken (!) kendi probleminizi arttırmaktasınız -ki sizden yardım/fikir isteyen kişi sizin söylediklerinizi kaale almayıp zaten kendi bildiğini uygulayacaktır (yani ayrıca zaman kaybı). Kibarca veya sizin yönteminiz nasıldır bilemiyorum, bir süre uzak tutmalısınız.

 

 

 

 

Bir Sürecin Bitişi, Yeni Bir Sürecin Başlangıcı

Bugün, bir sürecin bitişi ve yeni bir sürecin başlangıcı. 2 yıl önce başlayan ilaç tedavim dün itibariyle tamamlandı. Bugün, herhangi bir anti-depresan ilacı kullanmadan geçirdiğim ilk gün (son 2 yıl içerisinde).

Beynim için ilaç kullanmayı bırakmak rahatsızlıkların büyük ölçüde iyileştiğini resmiyete döken bir eylem.

Fakat, iyileşme kavramı içerisinde bulunduğum ruh hallerine göre çok klişe geliyor. Yani, fiziksel belirtilerin ortadan kaybolmuş olması iyileştiğim anlamına geliyorsa -ki psikolojik sorunların dışavurumunun ortadan kaybolması iyileşme anlamına gelmemekte olduğunu birçok bilimsel ve bilimsel olmayan kaynak belirtmekte- 4 ay önce iyileştim diye net konuşabilirim. Çünkü, yaklaşık 1 yıl kadar uzun bir süre boyunca panik atak geçirmediğimi ve Continue reading “Bir Sürecin Bitişi, Yeni Bir Sürecin Başlangıcı”

Anksiyeteye Karşı İyi Gelen Şeyler

Google’da bu web sitesini bulmak için “anksiyeteye karşı” şeklinde bir arama terimi girdim ve karşıma Google’ın önerileri geldi. Bu kadar arama hacminin olduğuna göre; her üç insandan biri bu problemi yaşıyor, anksiyete bozukluğu yaşayan her üç insandan ikisi de rahatsızlığı hakkında internetten bilgi toplamaya ve kendini tedavi etmeye çalışıyor diye yorum yapmak hatalı olmaz diye düşünüyorum.

Fakat, hatalı olan eylemimiz; tedaviyi yoğun bir bilgi kirliliğin içerisinde arıyor olmamız ve genellikle reklam geliri elde etmek için bu rahatsızlığı kendisine konu alan web sitelerinde mucize arıyor olmamız.

Anksiyeteye Karşı İyi Gelen Şeyler

Öncelikle bu rahatsızlığı yaşamış ve son evresine gelmiş biri olarak söylemeliyim ki; bu rahatsızlık bir anti-biyotik tedavisi uygulanan diğer hastalıklar gibi değildir. X meyveyi yediğinizde veya Y eylemi gerçekleştirdiğinizde problemleriniz bir anda ortadan kaybolmayacaktır.

Elbette; beslenme düzeninizi düzeltmeniz, Continue reading “Anksiyeteye Karşı İyi Gelen Şeyler”

Altıncı Adım: Tedavi ve Takip

Altın adımdan sonra, altıncı adımdayız. Bu adım tedavi süreci ve takibin önemini kavramaktan oluşuyor. Bu arada, farkında biriysen, yazılarımın arasındaki süre farkını görmüşsündür. Bir süreliğine ben de kendimle yeniden ilgilenmem gerektiğinin farkına vardım, bu yüzden altıncı adımı yazmakta geciktim.

Tedavi süreci nedir ve ne kadar sürer?

Tedavi süreci kişinin hem fizyolojik hem psikolojik olarak iyileşmesi için gerekli olan zaman dilimidir. -Bir dakika, neden fizyolojik?- şeklinde aklınızda bir soru belirdi mi? Anksiyete bozukluğu ve panik atak ile ilgili tanımlamalardan bahsederken fizyolojik olarak rahatsızlıklardan da belirtmiştim. Titreme, çarpıntı gibi belirtiler. Yani psikolojik rahatsızlıklarımızın dışavurumlarını fizyolojik olarak tanımlamak, pek de yanlış olmaz? 

Continue reading “Altıncı Adım: Tedavi ve Takip”